14 Aralık 2010 Salı

ÇEKİRGE`YE MEKTUPLAR : "Zaman’a ve Yaşam’a Dair" - 6

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : “DÜNYAMIZI TAKDİMİMDİR”

Bizim –bugünün yemek menüsünü, doğacak çocuklara isim seçeneklerini filan da gösteren- saatli marif takvimimize göre, o ilk infilaktan 9.2 milyar yıl sonra, diğer bir ifade ile, senin bu satırları okuduğun andan 4,5 milyar yıl önce  (evren`e göre ise, o ilk infilaktan sadece 24 saat kadar sonra ve bu günden sadece 12 saat kadar önce) evrenin şu an dünyamızın bulunduğu bölgesinde, “çok zarif bir vals” ile başladı güneş sistemimizin ve dünyamızın oluşması …

“Nasıl mı !?” Anlatayım da dinle Çekirgeciğim : 

Herşey büyük toz ve gaz bulutları ile başladı. Küçük parçacıklarlardan, pisliklerden, kumların, silokonların parçalarından oluşan parçacık bulutları ile ...
 
Bu bulutlara okumuş, yazmış, kara çerçeveli gözlükler takmış, ciddi bakışlı bilim adamları “molekül bulutları” diyorlar. 



Hatırlayacaksın, demiştim ya “Evren o sıralar toz ve pislik içinde, silikonlor, kumlar v.s uçuşup durmakta" diye ! 

Öte yandan, ilk nesil yıldızlar öldüklerinde, ya yakıtı tükenmiş şekilde kalırlar veya infilak şeklinde patlarlar, ki bunlara SÜPERNOVA denilmektedir. İçlerinde bulunan ve onları oluşturmuş olan ağır elementler, demir, silikonlar, nikel, elumna, etrafa saçılarak galaksiye tekrar geri dönerler.

İşte o sıralar, zaman içinde, enerjisini tüketmis olan büyük, çok büyük yıldızlar patır patır patlamış ve patır patır patlamaya devam etmektedir.
 
Bu müthiş infilaklarla patlayan 100 milyonlarca yıl yaşındaki eski yıldızların tozu, toprağı, külleri, parçaları da, “molekül bulutları” oluşturmakta ya da mevcut “molekül bulutlarına karışıp”, mevcut toz duman daha da artırmaktadırlar.

Bunlar, bizim dünyadan görüp bildiğimiz bulutlara benzemezler. Moleküler bulutlar, atıklardır. Yüzlerce ölü yıldızın dağılmış tozlarından oluşuyorlardı. Onlar, içlerinde yüzlerce ışık yılını kapsarlar.

Ama bu moleküler bulutların içindeki “toz duman” hep toz duman olarak kalmıyor. Bu toz parçacıkları, moleküller, içlerindeki enerjilerinin yarattığı çekim güçleri ile birbirlerini çekip, birleşerek yeni oluşumları ve yeni yıldızları meydana getirmektedir.


İşte bizim “Güneş Sistemimiz” de böyle oluşmuştur. “Nasıl !?”ını, sana daha romantik anlatayım :

Bundan 4,5 milyar yıl kadar önce, evren`in bu gün dünyamızın bulunduğu bölgesinde, yakışıklı mı yakışıklı, çakı gibi bir erkek molekül ile, güzeller güzeli, serviler endamlı bir dişi molekül karşılaşırlar. 

Göz göze geldiklerinde birbirlerine aşık olmaları kaçınılmazdır. 

Güzellikleri ve enerjileri onları birbirlerine çeker, yaklaştırır. Az sonra, sarmaş dolaş, dudak dudağa, evrenin o muhteşem vals müziğinin temposuna uyarak dansa başlarlarlar.



Taaa raaaa raaaa raa, ram pam ram pam … !


Önce yavaş ve sakin dönmektedirler. Görünüşleri o kadar çekicidir ki, bir süre sonra onları gören ve oralarda amaçsız ve aylak gezmekte olan başka dişi ve erkek moleküller, onların bu çekim gücüne dayanamayarak, yavaş yavaş onlara yaklaşmaya ve katılmaya başlarlar. Dans pisti giderek kalabalıklaşır, yoğunlaşır, bir büyük “disk” görüntüsünü alır.


Vals`in temposu giderek hızlanmaktadır.


Gittikçe kalabalıklaşan molekül kitlesi, artık iç içe geçmiş durumda, tek bir “disk” halinde çılgınca dönmekte ve bu dönmenin yarattığı çekim gücü, adeta çok güçlü bir elektrik süpürgesinin tozları emip yuttuğu gibi, etraftaki yalnız ve amaçsız parçacıkları emip içine çekmektedir.


Bu vals, bizim gariban işi Nacar, ya da zengin işi Rolex marka kol saatimize gore 10 milyon yıl`dan fazla, evren`in zaman boyutuna göre ise sadece 2 – 3 dakika kadar sürecektir.

Bir araya gelip toplanan dişi ve erkeklerin  içlerindeki “aşk`ın çekim gücü” onları dönerken birbirleri ile iyice birleştirecek, kaynaştıracak, ayrılmaz bir bütün haline getirecek ve bu birleşen parçaların her birinin içindeki enerji, birbirlerinin enerjisi ile birleşerek, dönmenin etkisi ile, disk`in tam ortasında toplanarak orayı ısıtacak, yakacak, akkor haline getirecek ….



VEEE, İŞTE ORTASI AŞK ENERJİLERİNİN BİRLEŞMESİ İLE AKKOR HALİNE GELMİŞ OLAN BU DÖNEN TOP, BİZİM GÜNEŞİMİZ OLACAKTIR.


O çekimin dışında kalan tozlar ve gazlar ise, gördükleri bu muhteşem vals`e özenip, onlar da kendi dans pistlerini kuracak, onlar da hızla buluşup dönüp birleşerek, güneş sistemimiz içindeki DÜNYAMIZI ve diğer planetleri oluşturacaklardır. 

Güneş sisteminin içinde, bu birleşim grupları büyüyerek 20 kadar planet oluşturdular. 

Bu süreç  bizim takvime göre 3 milyon yıl evrenin saatine göre ise 30 saniyeden daha az bir zaman aldı.

Dünyanın gelişmesinin ikinci aşaması inanılmaz derecede şiddetliydi.

Güneşin uydusu olan 20 gezegen, çekim güçleriyle birbirlerini etkiliyorlardı.

Bu etki ile birbirine yaklaşıp yapışan iki planet birleştiler.

Zaman ilerledikçe, bu birleşmeler devam ederek planet adedini azalttı  ve geriye az miktarda planet kaldı.


Bunlardan bazıları : Venüs, Merkür, Mars ve ve Dünya'dır.                                                                                                               
                                                                                                        (Devamı gelecek yazıda ...)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder