4. Basamak : 10-43 İLE 10-36 SANİYELER ARASI : “AYRIŞMA VE SAÇILMA”
Şükürler olsun şu 10-43 kabusundan kurtulduk ya, artık vites yükseltip keyifle yolumuz devam edebiliriz.
Şimdi geldik ayrışma ve saçılma evresine :
O miniminnacık ama Karamürsel Sepeti olmayan noktacığın “yeti lan gayri !” diye isyan edip büyük patlamasından 10-43 saniye, yani senin sakin bir şekilde o güzelim göz kapaklarını bir kez kapatıp açma sürenden milyar kere milyar kere milyar defa daha hızlı bir zaman sürecinin akabinde, hepsi bir arada o miniminnacık noktacığın özünde bulunan arkadaşlardan, ilk önce “Çekim Gücü”, diğerlerine dönüp, “sağlıcakla kalın dostlar, haydi bana eyvallah !” deyip, diğerlerinden ayrılarak, aldı başını, çekti gitti …
Bu esnada, oluşmaya başlayan evrenimizin genişleyerek muhteşem şekilde büyümesi süreci de elbet sürmekteydi.
İşte Çekirgeciğim, o sırada evren, yaklaşık olarak, bir greyfrut büyüklüğüne ulaşmıştı. Sıcaklığı ise hiç sorma, sorup da bana 1’in yanına bir yığın 0 koydurup da uğraştırma, durumun hala anlatılabilir gibi bir fecaat olmadığını anla ve benim kafamı bozma e mi Çekirgem !
Büyük patlamadan 10-35 saniye sonra da, kuvvetli atomlar, yeterince kuvvetli olduklarından kelli, mıknatıs etkisinden ve yaz ayları yaklaştıkça sabahları sadece şekersiz çayın yanında bir kibrit kutusu büyüklüğünde yağsız ve tuzsuz beyaz peynir, öğlenleri sade suya salata ve akşamları da ızgara balık yemekten güçsüz düşen hanımefendiler halindeki zayıf atomlardan ayrıldılar ki, işte bu esnada da evren ilk oluşum genişlemesini tamamlayarak, “uçsuz-bucaksız” bir “uçlu-bucaklı” hale geldi. Şimdi evren 1050 kat genişlemiş ve çapı 10 milyon ışık yılına çıkmıştır.
Ayrıca, evren genişledikçe sıcaklığı düşmektedir ama, ortam hala inanılmaz sıcaktır. Halen aynı misal ile, cehennem o sıcağın yanında "dondurmam kaymak" durumundadır. Yani sıcak hala anlatılabilinir gibi değil Çekirgem ! Rakamla ifade et dersen de, ben 1027 derece diyeyim, sen canın çekiyor ise bir kağıda önce 1 yazıp, yanına da 27 adet 0’ı koyarsın artık bir zahmet !
Bu aşamada “lepton” ve “kuark” ismini verdiğimiz atom altı parçacıklar (partiküller) ve onların “anti partikülleri” oluşmuştur.
Kuarklar ileride birbirleri ile etkileşime girerek, birleşerek proton ve nötronları oluşturacaklar ama, mevcut sıcaklık henüz buna izin vermiyor. Bunun için evrenin biraz daha soğuması gerekiyor. Onun için bu temel parçacıklar şimdi, kaynar bir muhallebinin içinde gibi, “kuark-gluon plazması” halinde bulunuyorlar.
Evren o sırada, senin üzerine afiyet, “Kaynar Toz (atom altı parçacık) Çorbası” görünümündedir …
(İşte o zamanlar çekmiş olduğum evrenin yukarıdaki fotoğrafını Çekirgem’e sunuyorum)
5. Basamak : 10-36 SANİYE İLE 1 SANİYE ARASI “ORTALIK TOZ DUMAN”
Bu basamak aralıklarını mıncık mıncık daha fazla bölmek mümkün ama, ben seni artık daha fazla sıkmamamak için kısa yoldan şu evreni imal edivereceğim Çekirgem !
Hani 4 temel güçten 2’si kaçıp gitmiş ve bakiye 2 tanesi beklemede idiler ya, işte bu aşamada da “benim başım kel mi, haydi bana da eyvallah !” diye önce “elektromanyetizm” basıp gitti.
Son olarak da, artık onu tutan başka bir güç kalmadığından, sıska … ay pardon … yani “zayıf güçler” …
Son olarak da, artık onu tutan başka bir güç kalmadığından, sıska … ay pardon … yani “zayıf güçler” …
İşte bu esnada da evren ilk oluşum genişlemesini tamamlamış ve “uçsuz-bucaksız” bir “muazzam uçlu-bucaklı” hale gelmiş durumdadır.
“Evren”in bu hali, artık tam anlamıyla “toz-duman”dir.
“Toz”lar ise, atom altı parçacıklardır ki, bizatihi “atom”u görebilmek mümkün değilken, onun alt parçacıklarını nereden göreceksin !? Resmen, “toz”dan bin beter bunlar !
İmdiiii, 4 temel güç artık evrende “fink” atmaktadır. Ortalığa birden bu kadar başıboş gezen saçılınca, olacağı “kızı başıboş bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya varır” durumlarıdır.
Bundan misal, işte meydana saçılmış bu aylaklar sürüsü, birbirleri ile buluşa, halleşe, etkileşe, “Toz ve Gaz Çorbası”nda hızla ve aşama aşama yeni oluşumlar başlattılar.
Bunda evrenin genişlemesine paralel olarak sıcaklığın giderek azalmasının payı da çok büyük tabii.
Sıcaklık azalıyor dedimse, daha hırka giyilecek zaman çok var Çekirgem ; 10-7 nci saniyede sıcaklık düşe düşe ancak 1014 yani 100.000.000.000.000 dereceye düşmüştür.
Amma velakin bu minicik soğumalar bile acaip yeni oluşumlara vesile olmaktadır.
Evvela kuarklar birleşerek protonları ve nötronları meydana getirmişlerdir.
10-4 üncü saniyeye gelindikte sıcaklık 1012 yani 1.000.000.000.000 dereceye düşünce de elektronlar ve pozitronlar oluşmaya başlamışlardır.
10-4 üncü saniyeye gelindikte sıcaklık 1012 yani 1.000.000.000.000 dereceye düşünce de elektronlar ve pozitronlar oluşmaya başlamışlardır.
(Hani ben şu ‘CERN’e taktım ya, ondan kelli şimdi sırası gelmişken Çekirge`ye bir bilgi notu daha :
‘İnsanoğlu’ olarak biz bugün iş bu ‘notronlar’ı, ‘protonlar’ı gayet güzel bilmekte ve tanımaktayız Çekirgeciğim. Ama onları oluşturan daha minik alt parçacıklar konusunda teorik bilgilerimiz olmasına rağmen, somut bir deneysel bilgiye sahip değiliz. İşte bu günlerde bir süredir İsviçre`nin “CERN” bölgesinde kurulmuş olan dev laboratuarda, protonlar birbirleri ile müthiş bir hızla çarpıştırılarak parçalanmalarına ve bu parçalanma sonucu ayrışacak “atom altı bilinmeyen parçacıkların” tesbitine çalışılmaktadır ki, bu konu aynı zamanda DaVinci Şifresi romanının yazarı Dan Brown’ın ‘Angels and Damons / Melekler ve Şeytanlar’ romanına ve dahi o romandan uyarlanan filme konu olmuştur.)
‘İnsanoğlu’ olarak biz bugün iş bu ‘notronlar’ı, ‘protonlar’ı gayet güzel bilmekte ve tanımaktayız Çekirgeciğim. Ama onları oluşturan daha minik alt parçacıklar konusunda teorik bilgilerimiz olmasına rağmen, somut bir deneysel bilgiye sahip değiliz. İşte bu günlerde bir süredir İsviçre`nin “CERN” bölgesinde kurulmuş olan dev laboratuarda, protonlar birbirleri ile müthiş bir hızla çarpıştırılarak parçalanmalarına ve bu parçalanma sonucu ayrışacak “atom altı bilinmeyen parçacıkların” tesbitine çalışılmaktadır ki, bu konu aynı zamanda DaVinci Şifresi romanının yazarı Dan Brown’ın ‘Angels and Damons / Melekler ve Şeytanlar’ romanına ve dahi o romandan uyarlanan filme konu olmuştur.)
Yani Çekirge, esasen aslında, “1 saniyede iş tamam” ; koca evren 1 saniyede oluştu bitti bile ! Ama “bitti” derken, yanlış anlaşılmasın yani ; sadece “ilk oluşması oldu bitti”, gelişmesi ise daha çook devam edecek elbet.
Bundan misal, artık o aşırı sıcaklar da ufaktan ufaktan soğmaya başlıyor ki, başka bir şeyler de oluşabilsin.
Hani “soğuyor” dedimse, yine öyle bildiğimiz “çorbanin soğuyup da içilebilinir kıvama gelmesi” gibi değil elbet. Ortalık biraz serinledi ya, ama o serinliğin yanında Karabük Demir Çelik fabrikasındaki meşhur “Ayşe Yüksek Fırın”ın tam kapasite sıcaklığı "derin dondurucu", cehennem ise yine en hain kış gününün kayak merkezi sayılmaktadır daha …
6. Basamak : 1 saniye İLE 3 SANİYE ARASI
Bu muazzamın en azamı genişleme, genişlemesini sürdürmektedir. Buna yancı olarak azalmaya devam eden sıcaklık da bu aralıkta 100.000.000 dereceye kadar inmiştir. Henüz “üzerine bir şey al üşüteceksin !” diyebilmenin hayali dahi mevcut olmamasına rağmen, bu sıcaklığı keyifli bulan “helium”, “deuterium” ve isimlerini daha fazla tek tek sayıp seni daha fazla yormayacağım diğer bazı elementler, fırsattan istifade oluşmuşlardır.
Ama sıcaklık hala atomların oluşmasına izin vermemektedir.
7. Basamak : 3 DAKİKA İLE 380.000.000 YIL ARASI : “NÜKLEER OLUŞUMLAR EVRESİ”
7. Basamak : 3 DAKİKA İLE 380.000.000 YIL ARASI : “NÜKLEER OLUŞUMLAR EVRESİ”
Haydi artık biraz hızlanalım gayri Çekirge :
“Tozlar” diye anlattığım partiküller harıl harıl çalışıp yeni oluşumlar oluştururlarken, bu arada gazlar da boş durmuyorlar tabii : Heliyum ve diğer hafif elementler de harıl harıl çalışıp çeşitli nükleer bileşkenleri oluşturmaktadırlar.
Sıcaklık bu evrede 3.000 dereceye kadar düşecektir. Bu zaman aralığı “Nükleer Oluşumlar / Nucleosynthesis Era” evresidir.
Hafif elementler denilen “hidrojen” ve “litium” atomları oluşmuştur.
8. Basamak : 380.000.000 YIL İLE 8.500.000.000 YIL ARASI : “SAHNE AYDINLANIYOR”
8. Basamak : 380.000.000 YIL İLE 8.500.000.000 YIL ARASI : “SAHNE AYDINLANIYOR”
Bu süreç içinde evren’in sıcaklığı, aşama aşama – 200 dereceye kadar düşecektir. Bu sefer de bu soğukta seni en harbisinden kürk palto bile kurtaramaz Çekirgem ! Ama evrenin büyümesine paralel olarak böylesine soğuması, gavurca “partikül” dediğimiz atom altı parçacıkların birleşmelerine ve uzun dönemlerin en mühim assolistleri “atom”ları oluşturmalarına olanak sağlayacaktır. (Yunanca ‘bölünemez’ anlamına gelen atomların çekirdeklerini insanoğlu 20. yüzyılın ilk yarısında çatır çatır parçalamayı başarınca, bu assollistlik makamını artık atom altı parçacıklara terk etmişlerdir.)
Bu evrenin mühim hadiselerinden biri atomların oluşmaları ile, radyasyon ve madde ayrışmasıdır.
“Nasıl olmuş !?” dersen, evren “çorba”sında eskiden serbestçe gezen partiküller artık atomlara bağlandıkları için, sürekli bunlara çarpıp saçılan, bunlar tarafından emilen radyasyon (fotonlar), bu durumda hareketine bir engel kalmadığından, uzayda serbestçe hareket ederek yayılıyor.
Bu durum, evrende büyük bir değişiklik getirdi benim güzel Çekirgeciğim. O zamana kadar uyanık elektrik yüklü parçacıklar radyasyonu çok kolay emerlerdi. Radyasyon çok uzağa gidemediğinden, gaz da şeffaf değildi. Fakat hamşo nötr atomlar artık iyi ememedikleri için uzaya yayılan radyasyon, evreni şeffaflaştırmaya başladı. Bunun sonucunda da, evren aşama aşama aydınlanmaya başlayacaktır.
Bu aydınlanma bizim için çok mühim olmuştur. Zira, evrenin aydınlanması ile insanlık, ışık sayesinde, günümüzden milyarlarca yıl öncesinde evrende olanları, evrenin ve evrende bulunanların ölçülerini ve uzaklıklarını kesin olarak hesaplayabilmektedir.
(Işığın hızı saniyede 300.000 kilometredir. Einstein’a göre - ki bu kural bu gün sınanıyor olmakla birlikte halen aksi isbat edilmememiştir - evren’de ışıktan hızlı hiç bir şey hareket edemez.)
(Devamı gelecek yazıda ...)


















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder